Ankara Barosu, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıl dönümü olan 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Baro, açıklamasında 5 Aralık’ın hem kadınların siyasal yaşama katılımı hem de demokrasi ve eşitlik mücadelesi açısından simgesel bir tarih olduğunun altını çizdi.
Kadınların Siyasal Hakları ve Demokratikleşme Vurgusu
Açıklamada, kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkının, cumhuriyetin aydınlanma sürecinin en önemli adımlarından biri olduğu vurgulandı. Ankara Barosu, bu tarihsel kazanımın yalnızca geçmişte kalmaması, günlük yaşamda ve hukuk düzeninde tam eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Ankara Barosu Kadın Hakları Günü Paylaşımı: https://ankarabarosu.org.tr/duyuru/0bf6be50-d19e-11f0-a7a4-000c29c9dfce
5 Aralık Kadın Hakları Günü Neyi Hatırlatıyor?
5 Aralık, kadınların sadece sandıkta değil, toplumsal, ekonomik ve hukuki alanda da söz sahibi olması gerektiğini hatırlatan özel bir gün olarak öne çıkıyor. Ankara Barosu, bu günün, kadınların hak mücadelesinde hâlâ çözüm bekleyen sorunlara odaklanmak için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor.

Ankara Barosu’ndan Eşitlik ve Adalet Çağrısı
Baro, açıklamasında kadınların maruz kaldığı her türlü ayrımcılık, şiddet ve eşitsizlikle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Hukukçulara ve topluma; kadın haklarını koruyan yasal düzenlemelere sahip çıkma ve bu hakların etkin biçimde uygulanması için çaba gösterme çağrısında bulunuldu.
Ankara Barosu, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla tüm kadınların haklarının, demokratik ve laik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde güvence altına alınmasının vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurguladı.
Atatürk Döneminde Kadın Hakları ve Toplumsal Değişim
Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Türk kadınlarının siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamda güçlenmesi için kapsamlı reformlar gerçekleşti. Bu reformlar, yalnızca Türkiye’nin modernleşme sürecini hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda kadınların toplumdaki yerini köklü biçimde değiştirdi.
Kadınların Siyasi Hakları
Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte kadınlara tanınan siyasi haklar, Türkiye’de büyük bir dönüm noktası oldu. 1934 yılında yapılan düzenleme ile Türk kadınları ilk kez oy kullanma ve milletvekili seçilme hakkına sahip oldu. Bu reformun ardından 1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekili parlamentoda yer aldı.
Dünya ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye, kadınlara siyasi hak tanımada birçok Avrupa ülkesinden önce adım attı. Türkiye’den sonra bu hakkı tanıyan ülkeler arasında Japonya ve Fransa (1945), İtalya ve Belçika (1948), Yunanistan (1952) ve İsviçre (1971) yer alırken; Türkiye’den önce kadınlara siyasi hak veren ülkeler ise Yeni Zelanda (1893), Avustralya (1902), SSCB (1918), ABD (1920), Moğolistan (1924), Almanya (1928), Ekvador (1929), İspanya (1931) ve Brezilya ile Tayland (1932) oldu.
Kadınların Eğitim Hakları
Atatürk’ün en çok önem verdiği alanlardan biri kadınların eğitimde eşit fırsatlara sahip olmasıydı. Kız çocuklarının eğitimini yaygınlaştırmak amacıyla yatılı okullar, kız meslek liseleri ve çeşitli eğitim kurumları açıldı. Kadınların mesleki beceriler kazanması için Halk Evleri ve çeşitli kurslar aracılığıyla eğitim desteklendi.
10 Haziran 1933’te kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu; Pratik Kız Sanat Okulları ve Olgunlaşma Enstitüleri açıldı. Bu sayede kadınlar hem meslek sahibi oldu hem de toplumda aktif roller üstlenmeye başladı. 1928’de gerçekleştirilen harf devrimi ise kadın-erkek herkesin okuryazarlık düzeyini hızla artırarak eğitimde önemli bir dönüşüm yarattı.
Millet Mektepleri ve Köy Enstitüleri, kadınların bilgi ve kültürel anlamda gelişmesinde, topluma katılımında ve üretim süreçlerinde yer almasını sağlamada büyük bir rol oynadı.
Kadınların İş Hayatına Katılımı
Eğitimde sağlanan ilerlemeler kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını teşvik etti. Atatürk döneminde kadınlar, doktorluktan öğretmenliğe, mühendislikten devlet memurluğuna kadar pek çok alanda görev almaya başladı. Kadınların üretim süreçlerine katılması, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına büyük katkı sundu.
Kadınların Giyim Özgürlüğü ve Toplumsal Yaşam
1934 yılında yapılan kıyafet devrimleri ile kadınların çarşaf ve peçe zorunluluğu kaldırıldı. Böylece kadınlar daha özgür, modern ve rahat giyim tarzlarına yönelme imkânı buldu. Giyim reformu, kadın-erkek eşitliğini destekleyen çağdaş bir toplum hedefinin önemli parçalarından biri oldu.
Ayrıca sosyal hayatta kadınların görünürlüğünü artıran pek çok reform yapılarak kadınların sanat, bilim, spor ve kültürel alanlarda etkin olmasının önü açıldı.
Atatürk’ün Kadınlara Verdiği Değer
Atatürk, kadın haklarının bir lütuf değil, ulusun bağımsızlığı için mücadele eden Türk kadınlarının hakkı olduğunu her fırsatta ifade etmiştir. Ona göre kadınlar, bilgi, kültür ve ahlakla donanmalı; toplumun aydınlık geleceğini inşa eden bireyler olarak hak ettiği yerde bulunmalıdır.
Atatürk’ün Kadınlara Dair Sözlerinden Bazıları
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil; omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
“Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”
“Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse o toplum yarı yarıya zayıflamış olur.”
“Milletimizin güçlü olması kadınlarımızın yükselmesine bağlıdır. Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacak ve erkeklerle aynı eğitim basamaklarından geçecektir.”
“Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”
Kaynak: Ankara Barosu Resmî Duyurusu